Ona iyiliği Öğretin

Toplumsal duyarlılık, yaşadığımız dünyayla ve olaylarla ilişki kurmak ve bu konuda sorumluluk almaktır. Toplumsal duyarlılık; başkalarının ihtiyaçlarını, problemlerini, sıkıntılarını görüp onlara yardım etme ve çareler aramayı gerektirir. Bu çareler maddi ya da manevi olabilir. Örneğin; soğuk havaların hâkim olduğu şu günlerde ihtiyaç sahibi birine kıyafet yardımında bulunmanın ne derece erdemli ve faydalı bir davranış olduğunu çocuğumuza anlatabiliriz. Bu iyiliğin gizli yapılması; durumu iyi olan insanların ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi gerektiğini çocuklara izah edebiliriz. İyilik, sadece para ile yapılan bir şey değildir. Yolda insanların geçişini engelleyen bir tahta parçasını kaldırıp kenara koymak bile toplumsal duyarlılığın bir parçasıdır. Çocukların duyarlılık sahibi olmaları, ailelerin de faydasınadır. Cahit Zarifoğlu’ndan kısa bir hikâye okumuştum. Anne, baba, çocuk ve büyükbabadan oluşan bir ailede; evin büyükbabasına türlü eziyetler edilir, büyükbaba sofraya bile oturtulmazmış. Büyükbabanın yemeği tahta bir tepsiye dökülüp büyükbabaya öyle verilirmiş. Bir gün, çocuklarını bahçede bir tahta parçası ve bir testereyle gören anne-baba, çocuklarına “Ne yapıyorsun?” diye sormuş. Aldıkları cevap son derece manidar olmuş: “Yaşlandığınızda yemeğinizi yemeniz için size tahta bir tepsi hazırlıyorum!” Zamanın getirdiği bireyselleşme, çocukların sosyal ve akademik başarılarını da etkilemektedir. Çevresinde olup bitenlerden haberdar olmayan, sadece iç dünyasına kapanan çocuk başarısızlığın pençesinden kurtulamayacaktır. Hayat, sadece bolca soru çözüp uzunca süre ders çalışmak ve tam puanlar almaktan ibaret değildir. Bunun yanına bir de ruh sağlığı düzgün ve duyarlı çocuklar eklemeliyiz. Çevre kampanyalarına katılan, engellilere yardım eden, huzurevlerini ziyaret eden, mavi kapak toplayan, kütüphanelere kitap yardımında bulunan kısacası toplumsal duyarlılığı üst seviyede olan çocuklar yetiştirmemiz gerekmektedir. Peki, aileler çocuklara bu duyarlılığın kazandırılması için neler yapmalıdır? Her şeyden önce anne ve baba çocuğa model olmalıdır. Ebeveynlerin faydalı işler yapmadan çocuklarından böyle bir duyarlılığa sahip olmalarını beklemesi hayalcilikten öteye geçmez. Onlarla yetişkin insanlarla konuşur gibi konuşulması gerekir. Çocuklarınızla ölümler, afetler ve savaşlar gibi kötü durumlarla ilgili konuşun; hayatın zorluklarını, tehlikelerini ve bunlara karşı neler yapılması gerektiğini onlara anlatın. Çocuklara iyilik yapma fırsatı vermeliyiz ve bunu bir ödev olarak görmelerini sağlamalıyız. Onları toplum hizmetiyle ilgilenen vakıflara götürüp bu vakıfların çalışmaları hakkında bilgilendirmeliyiz. Çocuk, bu vakıfların projelerine katılarak hem sosyal becerilerini geliştirecek hem de toplum ve doğa için iyilik yapmanın tadına varacaktır.

Psikolog Gökhan ERGÜR

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.